Günümüzde bizlere altın tepside sunulan hakları kullanamayan ya da kullanmak istemeyen kadınların olması hepimizi derinden etkiliyor. Kötü örnekler elbette çok ama ben bugün size örneklerin en güzellerinden birini tanıtmak istiyorum. Bu güzel örneğin adı Nermin Abadan Unat…

Cumhuriyet kuşağının en önemli temsilcilerinden biri olan geçtiğimiz günlerde 100. yaşını kutladığımız Nermin Abadan Unat’ı anlatmaya benim kelimelerim yetmeyecektir kesinlikle ama elimden geldiğince bana yaşattığı gurur ve umut duygusunu aktarmaya çalışacağım sizlere.
Kimdir Nermin Abadan Unat? Her şeyden önce akademisyen, profesör, siyaset sosyoloğu, çevirmen, iletişim bilimci, yazar olarak pek çok unvana sahip gerçek bir Cumhuriyet kadınıdır. 18 Eylül 1921 tarihinde Viyana’da doğmuş, babası Saraybosna kökenli İzmirli iş adamı Mustafa Süleymanoviç, annesi Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’ndan bir soy kentli, Barones Elfriede Karwinsk’dir. Viyana’da doğup, Budapeşte’de büyümüştür. İngilizce, Almanca, Fransızca, Macarca bilmektedir. Aile babanın vefatından sonra maddi güçlük yaşayınca, okulu bırakıp çalışmasını isteyen annesinden habersiz olarak Türkiye’ye gitmeye ve eğitimine burada devam etmeye karar vermiştir. Budapeşte’deki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne gitmiş ve güçlükle karşısına çıktığı Büyükelçiye; ‘Benim babam Türk ama ben Türkçe bilmiyorum. Türkiye’de okumak istiyorum. Param yok. Beni Türkiye’ye gönderin’ diyecek kadar da cesur bir kızdır. Önce İstanbul’a, ardından İzmir’e gider. Ancak babasının akrabalarından yeterli yakınlığı ve desteği göremez. İzmir Kız Lisesi’ne başvurur. Neyse ki, lise müdürü Türkçe bilmemesine rağmen Nermin’i okula kabul eder. İzmir Kız Lisesi o yıllar Türkiye’nin en iyi eğitim kurumlarından biridir ve sınıf arkadaşları daha sonra Türk kamuoyunda isimleri ile öne çıkan Mübeccel Kıray, Nerime Elbe, Türkan Erkin, Günseli Tamkoç ve Perihan Perçin, Perihan İçseven gibi genç kızlardır. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlık kadınları olarak hepsini sevgi ve saygı ile anıyorum. Özellikle Mübeccel Kıray aynı zamanda hocam da olduğu için, kendisini tanımış olmaktan dolayı büyük onur ve mutluluk duyuyorum. Görülüyor ki gerek Büyükelçi gerekse okul müdürü yaptıkları bu örnek davranışları ile, sadece küçük bir kız çocuğuna yardım etmekle kalmadılar, ülkemizin gelişimine de büyük bir katkı sağladılar. Deniz yıldızının hikayesini çağrıştırdı bu anı bana…
Sınıf arkadaşlarının “Macar Nermin” lakabını taktıkları Nermin Abadan Unat, Almanca ders vererek, Fuar’da çalışarak bitirdiği lisenin ardından İstanbul’a gelmiş ve Hukuk Fakültesine başlamıştır. İlk eşi ile tanışması da bu günlere dayanır. Fakültede hocası olan Prof. Dr. Yavuz Abadan’a aşık olmuştur. Üniversite yılları da cep harçlığını çıkarmak için sürekli çalışmakla geçer. Mezun olduktan sonra Ankara’ya gider ve Ulus gazetesinde iş bulur. O yıllar gazetelerde çok az kadın çalışmaktadır ama bu zorluğu da çalışkanlığı ile aşar ve altı yıl süreyle aynı gazetede görev yapar. Bu süreçte Yavuz Abadan ile evlenir, Türkiye’de ilk defa bir evi, bir ailesi olmuştur böylece. Avukatlık stajının ardından kazandığı bir bursla Amerika Birleşik Devletleri’ne gider ve dönüşünde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde asistan olarak göreve başlar. Nermin Abadan Unat, Siyasal Bilgiler Fakültesi veya bilinen adıyla Mülkiye’nin ilk kadın öğretim üyesi olarak da özel bir öneme sahiptir. Yaşamı “ilk”lerle dolu örnek bir kadın… İşte bunlardan bazıları; Türkiye’de iletişim bilimlerinin oluşumuna katkı veren öncü isimlerdendir. Public Opinion sözcüğünün Türkçe karşılığı olan Kamuoyu sözcüğünü Türkçeye kazandırmıştır. Ayrıca Public Relations teriminin Türkçe karşılığı Halkla Münasebetler (sonra Halkla İlişkiler olmuştur) sözcüğünü literatürde ilk kez kullanan kişi olarak bilinir. İlk eşini kaybettikten bir süre sonra Prof. Dr. İlhan Unat ile evlenir. Bugün bile hala parmağında taşıdığı dört yüzük ile eşlerine olan sevgi ve saygısını ifade etmektedir.
Biyografisinin detaylarını çeşitli kaynaklarda bulmak mümkün ama benim bugün size aktarmak istediğim, bu cesur, mücadeleci ve çalışkan kadının umut verici duruşu. Yaşam öyküsünü anlattığı “Kum Saatini İzlerken” adlı anı kitabında sadece yaşamını öğrenmiyoruz, onun kişisel tecrübelerinin tanıklığında 1930’lar Türkiye’si üzerine yeniden düşünme fırsatını da buluyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletine derin, duygusal bağlılığının nedenlerini de anlıyoruz.
Kitabında da ifade ettiği gibi, 14 yaşındaki öksüz, parasız ve tek kelime Türkçe konuşmayan Nermin ‘in gururla dönmeye karar verdiği baba yurdu Türkiye, kadınlara erkeklerle eşit haklar tanıyan, okumak ve toplumda yükselmek imkanlarını veren, bütün dünyanın saygıyla baktığı bir ülkedir. Dönüşünde karşılaştığı ve yaşadığı bütün güçlüklere rağmen ona Prof. Dr. Nermin Abadan – Unat olma imkanını vermiştir.
Nermin Süleymanoviç’in öyküsü, bütün kendine özgülüklerine rağmen, bir bakıma, kadınlarına hiç değilse hukukta ve fırsatta erkeklerle eşitlik sağlayan Kemalist Türkiye ‘nin öyküsüdür. Bu yazıyı hazırlarken yedi yıl önce Cengiz Semercioğlu ile yaptığı bir röportajı hatırladım. Verdiği öğütler o kadar kıymetli ki; okumanızı özellikle öneririm ama sadece bir paragrafını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendimizle bir kez daha gurur duyabiliriz. Biz de tıpkı kıymetli hocamız gibi ülkemizin geleceği için çaba harcamaya gönüllü kadınlarız çünkü… Daha da fazlasını yapmalıyız kanımca. Şöyle diyor Nermin Hoca’mız; Modern kadının emekli olma hakkı yoktur… Etrafımda bakıyorum; okumuş, dünyayı görmüş, üniversite bitirmiş pek çok kadın 50 yaşında emekliye ayrılmış, köşesine çekilmiş, tatil yapıyor…
Türkiye’nin okumuş-yazmış bütün kadınlarına sesleniyorum. İnzivaya çekilmeye, emekliye ayrılmaya hakkınız yok. Çalışmak zorundasınız. Bu ülke insanını, kadınını, çocuklarını yetiştirmek için çalışmalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız bir dernekte, vakıfta, bir sivil toplum kuruluşunda görev alın ve bu ülke insanı için bir şeyler yapın… Ben bütün hayatım boyunca çalıştım, hâlâ da çalışıyorum.
Nermin Abadan Unat’a Türk kadınları olarak minnet borcumuz var. Nede derseniz; başta kadın hakları, insan hakları olmak üzere hukuktan siyasete, iletişimden bilim insanlığına ve kadın olmaya uzanan; yaşamın her alanında örnek oluşturduğu için… Öncü olduğu için… Emeğini savunduğu ilkeler ve insanlık uğrana cömertçe sunduğu için… Dik ve onurlu duruşundan asla ödün vermediği için… “Hayatını Seçen Kadın” Sedef Kabaş’ın “Hocaların Hocası” olarak da anılan Nermin Abadan Unat ile yaptığı söyleşisinden derlenen bir kitap. Kitabın tanıtımındaki şu cümle, ne kadar da güzel anlatıyor değil mi kendisini; “Çetin yaşam, çelik irade: Dilini, milletini, eşini seçen kadın”. Geçtiğimiz günlerde 100. yaşını kutlayan Nermin Hoca’nın son kitabı, kendi kaleminden… “Yüz Yıllık Umut”. İlk baskıdan 25 yıl sonra, yenilediği, günümüze dek getirdiği anıları; yaşadıklarından aldığı derslerden oluşuyor. Yaşamı boyunca asla pes etmeyen, yılmayan bir kadın. Yaptığı işler için de en çok öğretmenliği sevdiğini söylüyor ve kendi ifadesiyle; “Ben öğretmenliği çok sevdim ve hep sürdürdüm. Çünkü… Çünkü öğretirken öğreniyordum”, diyor…
Işığı ile aydınlatmaya hala devam eden bu güçlü kadını, kısa bir süre önce Boğaziçi Üniversitesi’nde protestolara katıldığında da gördük. Bastonuna dayanmış, sırtını rektörlük binasına dönmüş o dimdik duruşu, hiç gitmeyecek gözlerimizin önünden… Bir kadın, bir eş, bir anne ve her şeyden çok hayatını insanlığa, bilime adamış güzel bir yürek. Hepimiz için bir umut, bir gurur kaynağı… Cumhuriyet Türkiye’sinin yaşayan en değerli temsilcilerinden biri olan Nermin Abadan Unat’ı sizlere bir kez daha hatırlatmak ve en iyi dileklerimle yeni yaşını kutlamak istedim. İyi ki var…

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir